WordPress mi, özel yazılım mı?
Soru genelde yanlış soruluyor. Hangisi daha iyi değil — iki yıl sonra bu siteyi kim ayakta tutacak? Altı müşteri sitesinde verdiğimiz kararın gerekçesi, WordPress'in doğru cevap olduğu durumlar dahil.
Web sitesi yaptıracak hemen her firma bu soruyla karşılaşıyor: WordPress mi, özel yazılım mı? Genelde teknoloji tartışması gibi sunulur — hangisi daha hızlı, hangisi daha esnek. Oysa asıl soru teknik değil.
Biz bu kararı altı müşteri sitesinde verdik ve ikisini de denedik: devraldığımız WordPress siteleri de var, kendi altyapımızda kurduğumuz siteler de. Aşağısı o deneyimden çıkanlar — WordPress'in gerçekten doğru cevap olduğu durumlar dahil.
Neyi karşılaştırmalı
Karşılaştırma genelde özellik listesi üzerinden yapılıyor. Oysa iki yıl sonra fark yaratan şeyler şunlar:
| WordPress | Özel yazılım | |
|---|---|---|
| Güncellemeyi kim yapıyor | Eklenti ve çekirdek güncellemeleri sizde ya da ajansınızda | Altyapıyı kuran tarafta |
| Güvenlik açığı riski | Yaygın olduğu için hedef; güncellenmeyen eklenti en sık kapı | Yaygın olmadığı için otomatik taramaların hedefi değil |
| Panel kime göre | Geliştiriciye göre; müşteri için sadeleştirmek ayrı iş | Sadece sitenin kendi alanları |
| Devralınabilirlik | Yüksek — her yerde WordPress bilen var | Düşük — kodu yazan ekip sınırlı |
| Barındırma | İstediğiniz yerde | Yazılımı kuran tarafta kalır |
| Yeni özellik | Çoğu zaman hazır eklenti var | Yazılması gerekir, ama tam istediğiniz gibi olur |
WordPress size ne veriyor
En büyük üstünlüğü özellik değil: devralınabilirlik. Dünyanın her yerinde WordPress bilen biri var. Ajansınızla yollarınız ayrılırsa yerine birini bulmak zor değil. Müşteri “WordPress olsun” derken çoğu zaman aslında bunu sormuş oluyor: sen olmazsan ben ne yaparım?
İkincisi ekosistem. Çok dilli yapı, e-ticaret, rezervasyon, form — hepsinin hazır bir eklentisi var. Sıfırdan yazılması gereken şeyler kurulumla geliyor.
Size neye mal oluyor
Karşılığında iki maliyet alıyorsunuz ve ikisi de faturada görünmüyor.
Güncelleme koşu bandı
Orta ölçekli bir kurumsal sitede on-on beş eklenti olur ve her biri kendi takvimiyle güncellenir. Güncellemezseniz açık birikir; güncellerseniz bazen bir sayfa bozulur. Bu sorumluluk sözleşmede yazmıyorsa sessizce size geçer.
Devraldığımız bir WordPress sitesinde hata ayıklama kipi açık unutulmuştu. Site, ziyaretçiye sunucu klasör yollarını ve bileşen sürümlerini gösteriyordu — yani bir saldırganın hangi sürümdeki hangi açığı deneyeceğini adres satırına bakmadan öğrenmesini sağlıyordu. Kimse kötü niyetli değildi; sadece kimsenin işi değildi.
Müşteri için değil, geliştirici için panel
WordPress panelinde sitenizle ilgisi olmayan yüzlerce ayar bulunur. “Herkes kullanabilir” doğru değil; yazı yazmak kolaydır, ama hangi ayara dokunursanız neyin bozulacağı belli değildir. Bunu düzeltmek için genelde panelin üstüne ayrı bir arayüz kurulur — yani iş ortadan kalkmaz, yer değiştirir.
Özel yazılım ne veriyor
Panelde yalnızca sizin sitenizin alanları bulunur: ürün, fiyat, duyuru, kadro, fotoğraf. Başka bir şey olmadığı için bozulacak bir şey de yoktur. Bir düzeltme yazdığımızda bütün sitelere birden gidiyor.
Sitenin kendi alanları, başka hiçbir şey yok.
Mobiliyum AVM'nin sitesinde 189 mağaza ve 378 sayfa var; mağaza bilgilerini AVM ekibi kendi panelinden giriyor. Bunu hazır bir eklentiyle kurmak mümkündü, ama o zaman 189 kaydın her biri eklentinin istediği biçime uymak zorunda kalırdı.
Ve size neye mal oluyor
Dürüst olalım: özel yazılımda devralınabilirlik düşer. Kodu yazan ekip sınırlıdır. Barındırma da yazılımı kuran tarafta kalır, çünkü yazılım onların sunucusunda çalışır. Bu bir tuzak değil, bir denge — ama sözleşmeden önce bilinmesi gereken bir denge.
Ayrılırsanız ne oluyor?
Bu soru genelde en sona bırakılıyor, oysa altyapı kararını asıl belirleyen soru bu.
WordPress'te site kendi başına taşınabilir: dosyalar ve veritabanı alınır, başka bir sunucuya kurulur. Özel yazılımda durum farklıdır — yazılım onu kuran tarafın sunucusunda çalışır, barındırma orada kalır. Alan adı her durumda sizin adınıza kayıtlıdır ve içerik sizindir, ama yazılımın kendisi paket olarak elinizde değildir.
Doğru tepki bundan korkmak değil, baştan sormak. Bir tarafta taşınma özgürlüğü, öbür tarafta bakım yükünün sizde olmaması var. Hangisinin sizin için daha değerli olduğunu bilmek, teknoloji adını bilmekten daha işe yarar.
Peki hız tarafı?
Hız çoğu zaman altyapı tartışmasının gerekçesi yapılıyor ama tek başına belirleyici değil. WordPress de hızlı olabilir; önbellek eklentisi, iyi bir tema ve doğru görsel boyutlarıyla iyi sonuç alınır. Fark şurada: bunlar WordPress'te eklenen şeylerdir, üretilen sayfada ise varsayılan.
Somut bir örnek: taşıdığımız bir sitede görseller tarayıcıya “391 piksel genişliğinde göstereceğim” diyordu ama 1280 piksellik dosyayı indiriyordu. Ziyaretçi farkı görmez, faturayı bağlantı hızıyla öder. Bunlar tema ayarında bulunmaz, sayfanın nasıl üretildiğine bakmak gerekir.
WordPress'in doğru cevap olduğu dört durum
Bu dördünden biri sizdeyse WordPress'te ısrar etmek doğru. Biz de bu durumlarda WordPress öneriyoruz.
Özel yazılımın doğru cevap olduğu durumlar
Biz çoğunlukla bu tarafta çalışıyoruz — ama sebebi teknolojiyi sevmek değil, müşterilerimizin çoğunun yukarıdaki dört maddeye uyması.
Sorulması gereken asıl soru
Teknoloji adını sormak yerine şunu sorun: siteyi kim güncelleyecek, kim yedekleyecek, güvenlik güncellemesini kim yapacak ve yollarımız ayrılırsa ne oluyor? Bu dört sorunun cevabı netse altyapının adı ikinci plana düşer.
Güncellemenin kime düştüğü konusunu ayrıca yazdık: Web sitesi güncelleme: kim yapacak? Panelin nasıl kurulduğunu merak ediyorsanız yönetim paneli yazısı orada.